Yansımalar

Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında. Benliğiniz, size kendisini takdim eder. Karşınızda duran kişi sizin bir suretinizdir. O kişiyi karşınıza çıkaran bir peri vardır içinizde. Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır. Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya koyar onlar. Bu size uzak göründüğü denli ürkünç de gelir. Korkmayın herkes de biraz siz var bu doğanın kanunudur sen travesti kardeşim bana benziyorsun ve şuradaki kadına, kırda açmış çiçeğe benziyorsun. Biraz sensiz biraz onlar. Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız. Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız. Her halükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır. Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir. Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır. Bir gün karşınıza perişan bir dilenci çıkabilir ya da varlıklı bir işadamı, ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın, yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz. Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz. Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız. Hiç yanılmadığını söylüyor Diyarbakır travestileri arasındaki Banu herkes bendi bende herkestim derken. Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır. Onların hepsi sizsiniz. Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz, ona karşı ya bir empati besler ya da onu suçlarsınız; zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam. Polisleri ve hırsızları görürsünüz çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız. Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz. Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz. Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız. Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz. Lakin her halükarda onların her biri sizsiniz. Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz. Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında; ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan. Sevgiyle kalın İclal.

Bilinçaltının bilinmeyenleri

Ankara travestileri Bilinçaltımızı programlayabildiğimiz zaman hayatımızda istediğimizin şeylerin olmasını sağlarız. Bilinçaltı hakkında bir kaç bilgi vermekte yarar vardır aslında bilinçaltı sonsuz hayatımızı ve bu hayatımızı kontrol eden yeğane faktördür bizim onunla haşir neşir olmamız ve onun gittikçe bilinmeyenlerinin çözülmesi bizi hayatımızda farklı yerlere ulaşmamızı ve yaşamamızı sağlayacaktır. Bilinçaltı tam anlamı ile bildirmek gerekirse bir kayıt kasetidir ve sizin algıladığınız her şeyi kaydeder mesela kasetler sadece iki duyumuzu kaydeder ama bilinçaltı beş duyumuzu hatta altıncı ve diğer duyularımızı da istesek de istemesek de fark etmeden kaydeder. Bilinçaltına takmış durumda olan travesti bireyler var aramızda hatta Sakarya travestilerinden Bade işi bir adım ileri götürerek bilinçaltını aydınlatacak bazı kitaplar satın almış, okumalar yapıyormuş. Sanırım sırrımız burada gizlenmiş. Bu işleyiş tam olarak şöyledir. İnsan üst bilinç ile odaklandığı şeyleri fark eder fakat bilinçaltı her şeyi fark eder bu aynı bir kameranın sorgusuz sualsiz her şeyi kaydetmesi gibidir. Aslında bizim gözümüzde mükemmel bir kameradır hem de saniyede yaklaşık 17 kare fotoğraf çekerek hayatımızı yaşamamızı sağlar. Ama bizim üst bilincimiz sürekli bir şeylere odaklanmamızı sağlar bunun sebebi ise bilinçaltında olan eski konularla yeni konuların etiketlenmesidir ve bundan dolayı hiçbir zaman bilinçaltımızın algıladığı gibi hissettiklerimizi, gördüklerimizi tarafsız saf gözle bakamayız. Bilinçaltını anlayabilmek için birazda beyini bilmek lazımdır. Beyin işleyişi ise bilim adamlarını ve bilimi hala çaresiz bırakmaktadır. Tabi ki teoriler ve bu teorileri destekleyen ipuçları da mevcuttur. Beyin bilgiyi nasıl saklar hala bilinmemektedir. Bir görüntü, bir nesne bir kişiye gösterildiği zaman beyinde elektriklenmeler olmaktadır ve beyin hücreleri arasında elektrik sinyali akışı olmaktadır. Bu aynı bulutlar ile yer küre arasındaki yıldırımlar gibi olur. Yani elektrik atlamaları olur. Bunun nasıl bir bilgi depolama olduğu ise somut bilim tarafından algılanamamaktadır. Çünkü bilim yüzde yüz gözle görülen elle tutulan bilgilerden yanadır. Ama beyinin bilgi tutma işlemi tamamen ruhla alakalı olduğu için bilim bir yerde sınırlı kalmaktadır. İşleyiş tam olarak şöyledir aslında; algı organları veriyi alıp elektriksel olarak beyne iletir ve beyin belli hücre guruplarını elektriklendirerek ruha kaydeder. Daha sonra aynı veriyi algılayınca yani bir şeyler görüp bir şeyler hissedince aynı hücre gurupları elektriklenir ve ruhtaki o bilgi ile alakalı kısma gidilir ve onunla ilgili her şey hatırlanır. Bu tamamen istemsiz gerçekleşen bir olaydır. Üst bilinç ise odaklanmamızı günlük faaliyetlerimizi algılar. Bilinçaltımızın programlanması yani belli başlı istediğimiz şeylere odaklanması bir veri tabanının doğru şekilde doldurulması ile alakalıdır. Bilinçaltımızın programlanarak hayatımızda istediğimizin şeylerin olmasını sağlar. Sevgiler İclal.

Neden kansersin?

Kanser hastalığı her geçen gün sevdiklerimizi almaya devam ediyor ve biz hala neden bu hastalığı yenemediğimizi düşünüyorum. Oysa sadece yediğimize içtiğimize baksak çareyi bulacağız. Hayatında hep şeker oldu. Çayı, kahveyi şekersiz içmedin. Kahvaltıya reçelsiz ve krem çikolatasız oturmadın. Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun. İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyveleri kiloyla yedin. İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin. Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin. Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun, 150 kilo oldun ama durmadın. Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin. Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın. Hazır almak kolayına geldi. Pazardan nohutunu, fasulyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti. İnsanlar 4000 yıldır misvak vb. doğal malzemelerle diş fırçalarken sen gittin 35 açılı sentetik diş fırçasını ağzına soktun. O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin. Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün. Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücut ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın. Çamaşırlarını boraks ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın. Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin. Sonra kanserden dert yanıyorsun travesti bireyler için yeniden söylüyorum önce yediğimize içtiğimize bakalım sonra sağlıklı gıdalara yönelelim. Bunu başaran Bodrum travestileri kendi doğal bahçelerini kurmuşlar her şey doğalmış henüz sadece kendilerine yetecek kadar üretim yapabiliyorlar ama yakı zamanda işleri büyütüp satışa başlayacaklar. O günü iple çekiyorum sevgiyle kalın İclal.

Negatif enerjileri temizleme

Fizik biliminde bir yasa vardır: Enerjinin Korunumu. Bu yasa der ki: Enerji yoktan var edilemez, yok edilemez fakat enerji başka şekillere dönüşebilir. Basit örneklerle rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüşmesi gibi. İnsan vücudunda da sinir sistemi elektrik sinyalleri ile çalışır. Tüm hücrelerin, organların ve bedendeki fonksiyonların enerjiye ihtiyaçları olduğu gibi, dönüştürerek etrafa yaydıkları bir enerji de vardır. İnsan manyetik bir alana sahiptir. Bu alan aura ismiyle de adlandırılmaktadır. Negatif enerji evinizde bulunuyorsa kendinizi ne yaparsanız mutlu ve huzurlu hissedemezsiniz. Evinizde negatif enerji var mı öğrenin! Negatif enerjiler çeşitli nedenlerden dolayı ister istemez evinize girebilir. İster kişisel negatif enerjileriniz isterse dışarıdan evinize gelen kişilerin negatif enerjileri evinizin olumsuz enerji ile dolmasını sağlar. Evinizde oluşan negatif enerjileri şu yollarla anlayabilirsiniz. Bitkileriniz varsa solmaya başlarlar, Hane üyeleri arasında gerginlikler ortaya çıkar hatta evde beslediğiniz hayvanınızda bile huzursuzluklar ortaya çıkar bunun yanı sıra maddi durumunuzda dalgalanmalar olur. Bir bardak su ile negatif enerji olup olmadığını anlayabilir ve yok edebilirsiniz. Bunun nasıl olacağını travesti bireyler anlatmak isterim bu nedenle bugünkü yazımı bu konuya ayırdım. Umarım faydalı olur.  Bu vereceğim örneği evinde uygulayan İstanbul travestilerinden Beste evindeki negatif enerjiden kurtuldu. Öncelikle şeffaf cam bir bardak alın. (Not bu bardağı daha sonra bu iş dışında kullanmayın)Bardağımızın 3/1 ini deniz tuzu ile doldurun. Yine bardağın 3/2 sini beyaz sirke ya da elma sirkesi ile doldurun. Diğer kalan 3/1 ini ise su ile doldurun. Bu karışımı evin en çok kullandığınız hane halkının beraber oturduğu misafir ağırladığı yere koyun. Ve o şeklide bırakın tam bir gün yani yirmi dört saat sonra suya bakın: Eğer bardaktaki su bıraktığınız gibi ise her şey normal negatif enerjiler ortamda yok demektir. Eğer suda lekelenmeler ve renginde yeşile bakan bir renk değişikliği görürseniz bilin ki o odada negatif enerji var ve suyu hemen tuvalete dökün ve sifonu çekin. Diğer odalarda da tekrar aynı yeniden temiz suya sirke ve tuz ekleyerek aynı işlemi yapabilirsiniz. Eğer ki su koyduğunuz gibi tertemiz duruyorsa aynı suyu diğer odaya koyarak orada da deneyebilirsiniz. Böylelikle tüm odalardaki negatif enerjileri temizlemiş olacaksınız. Pozitif günler dilerim İclal.

Diş beyazlatma formülü

Günümüzde beyaz dişlere sahip olmak en çok arzulanan şeyler arasında. Diş beyazlatabilmek için gereğinden fazla para ve zaman harcanıyor. Unutmamamız gereken nokta şu ki, ninelerimizden kalan “eski usul” çözümler de her zaman bir kenarda sizleri bekliyor olabilir. Bunlar hem daha az para harcamanıza neden olur hem de ticari ürünlerin sonuç alabilmek için her zaman yaptığı gibi doğrudan dişlerinize karşı saldırıya geçmezler. İki dakikada dişlerinizi beyazlatabileceğiniz iki ayrı çözüm sunuyorum. Kullandığınızda sonuçlara inanamayacaksınız. Denemek isteyen travesti bireylere formülü veriyorum. Öncelikli seçenek; Bir çorba kaşığı karbonat ve bir tam limonun suyunu alıyorsunuz, ufak bir kaba karbonatı boşalttıktan sonra limon suyunu döküyorsunuz. İki dakika bekleyip güzelce karıştırıyorsunuz ve elde ettiğiniz bulamacı dişlerinize uyguluyorsunuz. Dişlerinizde otuz dakika tuttuktan sonra ağzınızı güzelce çalkalayıp, dişlerinizi fırçalıyorsunuz. Bunu beğenmeyen travesti bireyler için bir başka yöntem daha var onu da bana İstanbul travestilerinden Neşe öğretti. İki adet çileği alıp güzelce eziyorsunuz ve bir çay kaşığı karbonat ile karıştırıyorsunuz. Kaynaşmaları için iki dakika bekliyorsunuz ve bu karışımı dişlerinize uygulayıp beş dakika bekliyorsunuz. Süre bitince ağzınızı bol su ile yıkayıp dişlerinizi fırçalıyorsunuz. Şimdi çilek bulmak imkansız olduğundan birinci yöntemi kullanabilirsiniz baharda çilekler çıksın çilekle ağzımızda da hoş bir koku olacak. Dişleri beyazlattıktan sonra sıra siyah noktalarımızdan kurtulmaya geldi. Siyah noktalar çok yaygın bir problemdir. Genellikle yüzümüzde ve daha da çoklukla burun ve çevresinde yer alırlar. Sağlığımıza kötü bir etkileri yoktur ama görünüm olarak hoş olmadıkları için onlardan kurtulmak isteriz. Siyah noktalardan kurtulmanın birçok yolu var elbette. Ama sizlere önereceğimiz ve evinizde kolaylıkla yapabileceğiniz bu karışım ile 3 dakikada bütün siyah noktalarınızı temizleyebileceksiniz. Tüm gereksiniminiz biraz bal, biraz toz tarçın ve pamuk. Tarçın ile balı karıştırın ve siyah noktalarınızın yoğun olduğu bölgelere uygulayın. Sonra bu karışımı uyguladığınız bölgeleri pamuk ile kapatın ve 3 dakika bekleyin. Pamuğu kaldırdığınızda bütün siyah noktalarınızın pamukla beraber sizi terk ettiğini göreceksiniz. Güzelce yıkayın ve nemlendirici krem sürün. Sevgilerimle İclal.

 Sevgiden beslen

Manevi değerlerin besin kaynağı, senin onlara verdiğin sevgindir. Sevgi ile beslediğin her şey sana iki kat olarak geri döner. Etrafındaki değerlerin farkına varmak için yalnızlığı yaşamayı bekleme. Akşam batan güneş, sabah yeniden doğmak için ona güle güle demeni beklemez, ama sevdiklerinin seninle kalabilmesi için, ”seni seviyorum” demeni ve bunu onlara hissettirmeni beklerler. Her neyi üstlenirsen üstlen, ama benim onayımı alarak yap. Hiçbir şeyi,benim onayım olmaksızın, heyecanlanıp telaşlanarak kendi kendine tek başına yapma.Bir şey yapmak istediğin zaman önce sessizlikte kal, içinde huzuru hisset.Sükunet seni sarıp sarmalasın;Bu mutlak huzur halinde benimle konuş benim onayımı iste ve al.Sonra mutlak güven ve inanç içinde yoluna devam et.Yapılması gerekeni yap.Benim daima seninle birlikte olduğumu bil ve kabul et,ancak bu şekilde her yapmak istediğin şey, mükemmel bir şekilde gerçekleşir.Yapmak istediğin şey ne kadar büyükse,benim onayıma da o kadar çok ihtiyacın var.Neden yaşamının en küçük ayrıntılarına beni katarak işe başlamıyorsun.Sonra da yavaş yavaş yaşamının ana hatlarına bunu taşımıyorsun;Ta ki ben ve benim onayım olmaksızın hiçbir adım atamayacak noktaya gelene biz bir olana kadar…İmkansız görünen olaylara, büyük adımlar atmaya hazırlan ve korkma çünkü ben  bunun yolunu, senin için senden önce hazırlıyorum.Bilincini yüksek tut, benimle temasta kal ve yaptığın şey her ne olursa olsun, korkun olmasın.Birlikte yapamayacağımız başaramayacağımız hiç bir şey yok.Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle istersen, mucizeler mutlaka gerçekleşecektir.Mucizenin adıdır sevgi sen ne kadar verirsen o kadar çoğalır. Sevmeyi en iyi bilenler yine tabi ki travesti bireylerdir onlara iltimas geçtiğim düşünülmesin lütfen sokakta bir kediyi bile düşünen ona sevgisini veren İstanbul travestileri her yerde farklarını ortaya koyuyorlar. Sevgiyle beslenen ruhunuz bedeninizin asla ihanet içinde olmaz bir bütün olmanın biz olmanın yolu sevmekten geçer. Sevgi suyu hiç bitmeyen bir okyanustur ben her gün o okyanuslarda yıkanıp güne başlarım sevgiden geçmeyen hiçbir duyguya inanmam. Sevin ki her şey güzel olsun İclal.

Tarafsız aşık

Burçlara göre aşık yorumlarımıza kaldığımız yerden devam ediyorum. Hayatınızda kimi seveceğinize karar veremezsiniz ama en azından sevdiğiniz kişinin özelliklerini öğrenip gardınızı ona göre almalısınız. Tahmin edilmesi en zor burçlardan biri olan Kova için hayat bir düellodur. Çok zeki olan Kovaları elde etmek için aynı ölçüde zeka gerekir. Derin ve anlamlı konuşmaları çok değerli bulurlar bilgili entelektüel kişiliklere hayrandırlar. Konuşmak anlamak isterler ama boş konuşmalardan çabucak sıkılıp TV kumandasını en yakın arkadaş ilan edebilirler. Bir kova burcu ile beraber olmanın belki de en zor olan kısmı onun sizi kıskanma içgüdüsüne hiç sahip olmamasıdır. Kalabalık bir ortama girdiğinizde herkes derin bir sessizliğe bürünüp size hayran hayran baksa bile o sizi kıskanmayacaktır. Hatta bunu hiç fark etmeyebilir. Ama hep önünüzü açan size destek veren eşit bir ilişkide olacaksınız. Sürprizlerle karşılaşacaksınız ve size bağlı bir insanla beraber olacaksınız. Ufak tefek flörtler dışında Kova vefalı bir burçtur. Vefa onda bir semt adı olmaktan çıkar gerçek bir vefayı yaşarsınız kova sevgilisi olan travesti bireylerden derlediğim bilgilerle yola çıktığım bu yazıda bana özellikle en büyük ve önemli bilgileri yine Kova burçundan sevgili yapan Ankara travestilerinden bade verdi. Artık biraz uymayan yerleri de varsa sorun değil beş parmağın beşi bir olmaz diyorum. Kova burcunun sert bir dili vardır. Bir şeyler öğrenirken veya derin bir tartışmada kolayca provoke olurlar ve hitap şekilleri değişebilir. Ateşli kişilikleri bazen patavatsız cümleler sarf etmesine neden olur ama aslında bu cümlelerin altında yatan bir ima asla yoktur. Onlar tartışmayı doğal sayarlar ve telepatik iletişimler isterler. Kova “farklı” olmak ister. Bu kelimeye giyim yaşam inanç gibi her türlü ayrıntıyı sokabilirler. Farklı kişilikler onları çeker ve zor olan ile uğraşmayı severler. Ani öfke patlamalarına meyillidirler ama rahatsızlığınızı belli edersiniz onlar bunu anlarlar ve kendilerini değiştirebilirler. Kova için “değişim ve fark yaratmak” bir yaşam felsefesidir. Çok kolay yanlış anlaşılırlar ama filozof dilleri bu yanlışlığı kolayca düzeltebilir. Sevgiler İclal.

Bereket çekimi

Hepimiz bir dar boğazdan geçiyoruz bu aralar kime rastlasam nakit para derdine düşmüş. Para sıkıntısı hasıl olunca insan mutsuz da oluyor üstelik ödemeler birikiyor ekmek almaya giderken bile bir suçluluk duyar hale geliyoruz ya da ben dürüst travesti bireylerin böyle olduğunu biliyorum. Bu para sorunu için yeni bir yöntem keşfettim. Parayı kendimize bir şekilde çekeceğiz hiç korkunuz olmasın olmadı biraz fazla çalışacağız zaten emeksiz kazanç da güzel olmazdı. Mesela İzmit travestilerinden Feray ek iş yapmaya başlamış geçim derdi hepimizin boynunda bir yük olmaya devam ediyor. Ödenmesi gereken faturalar, acil ihtiyaçlar, gecikmiş kira, taksitler vs. var ama nakit paramız yok. Bu durumdaki çözümümüz kendimize torpil geçmek olacak. Yapmamız gereken tek şey ise ihtiyacımız olan miktarı kendimize çek olarak yazmak. Şöyle ki; İnternetten boş çek örneklerine bakabilirsiniz ya da bir kağıda ( ben bunu kullanıyorum ); sol üst köşeye paranın gelmesini istediğiniz zaman aralığı, sağ  üst köşeye isim soy isim, ortaya ihtiyacınız olan-istediğiniz para miktarını, sol alt köşeye parayı nasıl almak istiyorsanız onu ( nakit ya da hesabıma istiyorum gibi )  yazıp sağ alt köşeye de imzanızı atıyorsunuz. Daha sonra bu çek kağıdınızı cüzdanınızda taşımaya başlıyorsunuz ve –olmuş enerjisi ile akış içerisinde paranın size gelmesini bekliyorsunuz. Unutmayın ki paranın nasıl, nereden hangi yolla geleceği bizi ilgilendirmiyor. Biz sadece istiyoruz ve acil durumu belirtiyoruz. Gerisi evrenin işi, evrenin işine de çok karışmamak lazım gelir. Biz dolaylı yollardan elimizden geleni yapalım hayırlısıyla olur diye umalım bakalım, bekleyelim belli mi olur ya tutarsa? Para dediğiniz sadece bu dünya için gerekli sonuçta ve biz her türlü ihtiyacımız için ona muhtacız yetecek kadarından fazlasında da gözümüz olmaz. Dünyanın en zengin insanlara bakınca benim gibi normal hayatlar yaşadıklarını görüyorum çünkü arzu ve istekler bir yerden sonra köreliyor ve insan doyuyor. Benim gibi gözü tok doğanlar ise zaten fazlasına göz dikmiyorlar. Hayat istediğimiz kadarını sunsun. Saygılar dilerim İclal.

Aşkın rengi

ask

Aşkın bir rengi olsaydı mavi mi yoksa kırmızı mı olurdu. Bilmiyorum aşığa sorsan mavi der, karasevdalı için kıpkızıldır aşkın her dokunuşu ben ne o ne öteki derim beyaz olsun isterim saf ve temiz bir dokunuştan beyazdan siyaha giden yollarda aşkı arıyorum. Göğün turuncu mehtabını zapt etmiş yarım bir ay gecenin zifrini denizin mavisine saçarken, avuç içlerinde hasretinin bahtını yoklayan iki parmağım, baştan aşağı külfetli bir yalnızlığın sırrını, usul usul aynalardan ürperircesine ve göz gülüşlerinin kirini ateşin külünde eğirip, umudun tavanında küflü duvarlara emanet ediyordu. Mavi denizlerin uzak dalgalarından eserek, şehrin eteklerinden beslenen gecenin dibine eğilmiş bir yalnızlığın kapısını çalan düsturuydu gönlünü üç beş cümleyle taçlandıran…Ve sahte bir yakamozun yalın izdüşümünde boğuldu gölgeler,suları yerden yere çalıp sürükleyen ayın ışığına benzeşen her yakınma bir umut biriktirdi tahta çatıların ara sokaklarından ana caddelere serilen kaldırımlara.Günün külfetinden baş aşağı dökülen lambalar sorgusuz aydınlığını tüm ustalığıyla ilerleyen saatlerde iki katlı evlerin camlarına yapıştırıyordu.Ve ben sen diyordum en arkadaki evin en arka odasında sobalı bir hanenin kül tablasında pişen tütünü fütursuzca ciğerlerime çekerken ve sen diyordum, fırlayıp baktığımda kırık aynaya evet ben diyordum,şizofren bir yalnızlığın şizofren aşklarına bin selam diyordum..Gün aydın gün aydın sabah oldu aşk bitti… Aşklar biter siz ona hangi rengi uygun görürseniz görün bir başlangıcı ve sonu olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. Aşk ile ilgili güzel bir hikaye dinledim Ankara travestilerinden Bade’den Aşk ile arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk bi tuhaftır bugün. Garip bir kibir vardır üstünde. Arkadaşlık ise selam verir eski dostuna. Aşk kendinden oldukça emin arkadaşlığa sorar:-Ey arkadaşlık biz eski dostuz ama benim bir türlü anlayamadığım bir şey var ki sormazsam rahat edemeyeceğim. Ben senden daha sıcak ve içtenim öyle değil mi? Üstelik daha samimiyim. Sen niye varsın ki, yani buna sebep var mı? Arkadaşlık bu suale çok şaşırır. Hiç böyle bir şey beklemez dost bildiği aşktan. Aşk ise sorduğu sorunun ne etki bıraktığını düşünmez bile. Bu soru üzerine cevap verir arkadaşlık: Ahh dostum ahhh. Sebebi şu: Sen çekip gittikten sonra arkandan akan gözyaşlarını silmek için… Aşk biter ama arkadaşlık bakidir sevgiler İclal.

Paradan daha kıymetli zaman

Dün artık mazi oldu.

Yarın ise muamma.

Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır. Zamanın kıymetini size daha iyi anlatmak için biraz metafor yapmayı deneyeceğim. Bakalım travesti dostlarım bu söz zenginliğini anlayıp beğenecek misiniz? Her sabah uyandığınızda yastığınız altına konulmuş seksen altı bin dört yüz lira olsa ne yapardınız? Gün boyu istediğiniz kadar bu paradan harcayın dağıtın bu size kalmış ama sakın parayı ertesi güne bırakmayın çünkü her gece paranın kalan kısmı silinecek yani elinizden alınacak. Kural sadece bu harca ama ertesi güne bırakma ne hoş değil mi? Her gün paranız var ve harcayacak yer bulamıyorsunuz. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Aslında hepimizin böyle harika bir bankası var her sabah getirip hiç üşenmeden yastığınız altına bu seksen altın bin dört yüz lirayı koyan harika bir banka bu adı da zaman.

Nasıl şaşırdınız değil mi? Siz parayı nereye, ne kadar harcayım diye düşünürken en değerli şeyi size sunulan zamanı hep göz ardı ettiniz, değer vermediniz. Oysa harcanan para yerine konulurda ya zaman bir kere geçince geri döndürmek mümkün mü? Mesela şimdi tekrar on sekiz yaşına dönebilir misin? Olmaz değil mi? Olmaz güzel

ve seksen bir ilin güzel travestileri maalesef harcanan yitip giden zaman yerine koyulmuyor. O zaman artık paradan daha kıymetli bir hazinen olduğunu unutma. Zaman hiç kimseyi beklemez. Beklemek insana özgüdür ama beklerken kaybederiz zamanı, onu geri getirmeyi aklından bile geçirme. Bu dünyaya bir kez geliyorsunuz sadece bir kez çocuk oluyorsun, genç oluyorsun yalnızca bir kez yaşlılık denilen o en derin zamanları yaşıyorsun ama sen yüzündeki kırışıklıkla saçındaki beyazla oyalanırken o akıp gidiyor ve sonunda her insanı bekleyen son seni de buluyor evet kara toprak geldiğimiz yere dönüyoruz. Bugün bana biraz karamsar, biraz deli deyin ne çıkar ben zamanımı kimse için boşa harcamayacağım artık. Kendime yeni bir çizelge yaptım zaman aktıkça benim için akacak. Bir salisemi bile boşa harcamak istemiyorum beni benimle zamanımla baş başa bırakın sevgilerimle travesti İclal.